Kitap İnceleme: Sisifos Söyleni
Albert Camus Anlatıyor...
Merhaba!
Nisan ayı konuğumuz Albert Camus’den Sisifos Söyleni okumanız umarım keyifli geçiyordur. Planlamaya uygun olarak ayın bu üçüncü haftası, size kitabı özetleyen ya da daha doğrusu, benim nazarımda düşünmeye değer olan notları iletmek isterim.
Gelecek hafta pazartesi günü, bu ayın ikinci online buluşmasını yaparak kitabı tartışacağız.
“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır; intihar.”
Camus, bu sözüyle klinik bir depresyondan ya da psikolojik bir çöküşten bahsetmiyordu. Yaşamın, o mekanik döngünün içinde her gün yeniden üretilmeye değip değmediği sorusu, felsefenin merkezidir. Bizi hayatta tutan şey nedir? Neden fişi çekmiyoruz? Dünyanın üç boyutlu olup olmadığı ya da zihnin kategorileri, bu sorunun yanında çoğu zaman yalnızca entelektüel oyunlar gibi kalır. İnsan, her gün yeniden kurulan bu anlamsızlık sarmalında, anlamın garantisi olmayan bir evrende nasıl yaşayabilir?
Görünmez Absürd Düzen ve Camus’nün Teşhisi
Modern insanın dramı, mekanik bir hayatın içinde uyuşmuşken aniden uyanmasıyla başlar. “Yataktan kalkma, tramvay, dört saat çalışma, yemek, uyku ve aynı uyum içinde salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, çoğu kez kolaylıkla izlenir bu yol.”
Ancak bir gün, o basit, masum ve yıkıcı “Neden?” sorusu yükselir; her şey şaşkınlık kokan bir bıkkınlık içinde yeniden başlar. İşte bu bıkkınlık, bilincin uyanışıdır. Peki uyandığımızda neyle karşılaşırız?
Absürd
Camus’un “absürd” kavramı genellikle yanlış anlaşılır. Absürd (uyumsuzluk), dünyanın kendisinin anlamsız ya da saçma olması demek değildir. Dünya kendi içinde yalnızca yoğun, yabancı ve akıl-dışıdır. O sadece oradadır. Absürd olan, insanın anlam ve aydınlık talebi ile dünyanın bu talebe karşı sessizliği arasındaki çatışmadır. Absürd, ne yalnızca insandadır ne de yalnızca dünyada; ikisinin karşılaştığı o çarpışma anında doğar.
İnsan, dünyanın bu sessizliğini kendi ölçülerine, kendi aklına indirgemek ister. Ancak dünya direnir.
Bugün etrafımızı saran görünmez absürd düzen de çoğu zaman bu çatışmayı örtbas etmek üzerine kuruludur. İnsan, kendi sonluluğu ve dünyanın kayıtsızlığı ile yüzleşmek yerine devasa bir oyalama endüstrisi inşa etmiştir. Kariyer basamakları, algoritmaların teşvik ettiği kimlik performansları, kişisel gelişim kültürünün “en iyi versiyonuna ulaş” dogması… Bütün bunlar, insanın absürd ile yüzleşmesini erteleyen varoluşsal dikkat dağıtıcılar haline gelir.



