Athenaum Kulübü

Athenaum Kulübü

Kitap İnceleme: Hamlet

Felsefi Çözümleme

Pelin Dilara Colak’in avatarı
Pelin Dilara Colak
Mar 23, 2026
∙ Ücretli

Merhaba!

Mart ayı konuğumuz William Shakespeare’den Hamlet okumanız umarım keyifli geçiyordur. Planlamaya uygun olarak ayın bu üçüncü haftası, size kitabı özetleyen ya da daha doğrusu, benim nazarımda felsefi açıdan düşünmeye değer olan notları iletmek isterim.

30 Mart Pazartesi akşamı gerçekleştireceğimiz canlı buluşmada uzman konuğumuz Tufan Göbekçin bize eşlik edecek. Bu buluşmada metni edebi açıdan o açacak; dili ve sahne kurulumunu onun perspektifinden dinleyeceğiz. Bu nedenle bu bültende edebi ayrıntılara girmeden doğrudan felsefi sorunsallara yöneldim.

Kitap Kulübü okuyucu destekli bir oluşum olduğu için bu canlı oturuma katılabilmek için ücretli üye olmanız gerekiyor.

üye olun

Felsefi Hamlet


Kral ölmüş, dul kraliçe aceleyle ya da “haince bir telaş” ile tahtın yeni sahibi olan kayınbiraderiyle evlenmiştir. Saray, şölenler ve kadeh tokuşturmalarla bu ani geçişi kutlarken, ölen kralın oğlu Prens Hamlet, yaslı günlerin sıradan siyah giysileri içinde, çevresindeki yüzeysel görünüşler dünyasını reddetmektedir. Hayalet, ona amcasının cüzamlı zehri babasının kulağına akıttığı cinayeti fısıldadığında, Hamlet’ten sadece bir intikam değil, adeta bozulan düzeni yeniden kurması istenir.

Ancak bu anlatı, basit bir intikam trajedisi olmaktan uzaktır. Anlatıdaki merkezi gerilimler (eylem ile eylemsizlik, görünüş ile gerçeklik, yaşamak ile ölmek, bilmek ile şüphe duymak) etrafında şekillenen bir zihin çöküşüne, hatta varoluşsal bir felce dönüşür. Bu yüzden Hamlet’i insan bilincinin bir nevi problem uzayı olarak ele alabiliriz. Ve böyle yaptığımızda karşımıza çıkan ilk büyük sorun, düşüncenin felç edici ağırlığı ve bilincin katlanılmaz yükü olacaktır.

Hamlet, “Ah, şu kaskatı beden eriyip çözülseydi!” diyerek varolmanın kendisine duyduğu derin tiksintiyi daha en başından dile getirir. Hayaletin müjdesiyle eyleme çağrılan bu bilinç, eylemin gerektirdiği o kör, sağır ve kesin inançtan yoksundur. Göktekileri, yeryüzünü ve cehennemi şahit tutarak intikam yeminleri etse de, eylemin kendisi sürekli ertelenir, sözcüklere, hezeyanlara, felsefi spekülasyonlara ve en sonunda da “delilik” maskesine sığınır.

Fakat Hamlet’in bu eylemsizliği, sadece zayıf yüreklilik veya basit bir irade eksikliği olarak okunamaz bana kalırsa. Bir açıdan insan bilincinin kendi üzerine katlanıp kendini yutmasının temsilidir. Çünkü Hamlet, sadece eylemde bulunamayan değil, çok fazla şey gördüğü için eylemin anlamını yitiren modern insanın ta kendisidir.

Bu Post yalnızca ücretli aboneler içindir

Zaten ücretli bir abone misiniz? Giriş yapın
© 2026 Pelin Dilara Çolak · Gizlilik ∙ Koşullar ∙ Tahsilat bildirimi
Substack’inizi başlatınApp’i edinin
Substack, harika kültürün evidir