Ayın Kitabına Eşlik Edecek Öneriler
Albert Camus'den Sisifos Söyleni
Kıymetli Athenaum Ahalisi!
Nisan ayı konuğumuz Albert Camus’den Sisifos Söyleni okumanız umarım olabildiğince az bulantılı geçiyordur… Bu bültende kulübümüzdeki aylık planlamaya uygun olarak kitapla ilişkili olduğunu düşündüğüm bağlamı genişleten ya da temel meseleleri aydınlatan bir takım öneri listesi hazırladım.
Unutmayın, bu ay iki online buluşmamız olacak.
İlk online buluşmamızı, 15 Nisan Çarşamba saat 21:00’de gerçekleştireceğiz. Sinema kulübü kapsamında izlediğimiz Kirazın Tadı filmini konuşacağız. Akabinde ayın kitabı Sisifos Söyleni’ne dair ikinci online buluşmamız ise 27 Nisan Pazartesi saat 21:00’de yapılacak.
Ağustos’a kadar uzanan programımız aşağıda; hayatın dalgaları arasında, düşünceden düşünceye birlikte savrulacağız…
Şimdi öneri kitaplar…
Camus, insanı evrenin anlamsızlığı karşısındaki absürt kavramıyla yüzleştirdiği felsefi denemesi Sisifos Söyleni'nde yaşamın gayesizliğine ve ölümün kesinliğine rağmen bu anlamsızlık içinde mutlu olmayı ve direnmeyi savunurken, bu felsefi temeli kurguya taşıdığı en ünlü romanı Yabancı'da annesinin ölümüne dahi tepkisiz kalan, cinayet işledikten sonra idama mahkum edilen ve evrenin şefkatli kayıtsızlığına kucak açan Meursault'nun hikayesiyle okuru sarsar. Ancak bu bireysel yalıtılmışlık, yazarın bir diğer başyapıtı olan Veba romanında yerini ölümcül bir salgına karşı teist veya ateist olmalarına bakılmaksızın omuz omuza direnen karakterler aracılığıyla insanlık onuruna ve toplumsal dayanışmaya bırakır. Bu dayanışma ile başkaldırı ruhunun sınırlarını Başkaldıran İnsan adlı felsefi eserinde genişleterek, insanlık tarihindeki devrimlerin nasıl yeni baskı rejimlerine dönüştüğünü inceler ve insan onuruna saygılı, şiddetten uzak, ölçülü bir isyanın etiğini çizer. Tüm bu toplumsal ve metafizik arayışların ardından Düşüş romanında ise projektörleri tekrar bireyin karanlık iç dünyasına çevirerek, saygın bir avukatın Amsterdam'da bir barda yaptığı dramatik itiraflar üzerinden insanın kendi ikiyüzlülüğünü, düşüşünü, masumiyetin imkansızlığını ve yargılamanın ağırlığını sarsıcı bir monologla dile getirir.
Peki bu durumda “Hangisini okunmalı?” —Bence hepsi.
İkincil kaynaklara gelirsek… Varoluşçu felsefeyi anlamak için bu ayın ilk önerisi, Emmanuel Mounier’nin ‘Varoluş Felsefelerine Giriş’ adlı çalışması. Nitekim klasik bir özet sunmaktan çok, varoluşçuluğu belirli bir düşünsel perspektiften yorumlayan ve bu alanda asgari bir aşinalık varsayan eleştirel bir giriş metnidir.
Eğer konuyu bir diğer ünlü varoluşçu filozof Jean Paul Sartre’dan duymak isterseniz, ‘Varoluşçuluk’ iyi bir eşlikçi olabilir. Aslında bu metin bir konferansın yazıya dökülmüş hali; bu yüzden dili daha açık, daha savunmacı ve yer yer polemiktir. O meşhur “Varoluş özden önce gelir!” fikri en sade haliyle burada kurulur. Sisifos Söyleni okumasına eşlik edecek sağlam teorik çerçevelerden biri.
Sisifos Söyleni’nde edebi ve sezgisel olarak kurulan absürd duygusunun analitik bir karşılığını Thomas Nagel’in ‘Her Şey Ne Anlama Geliyor?’ adlı kitabında bulabiliriz. Nagel, çağdaş felsefede bilinç ve anlam problemleri üzerine önemli katkılar yapmış bir isim. Nagel’e göre absürd, hayatı ciddiye alırken aynı anda o ciddiyeti sorgulayabilmemizin yarattığı içsel gerilimden ortaya çıkar. Bu kitabı geçtiğimiz sene kulüpte birlikte okumuştuk. O programı kaçıranlar aşağıdaki linkten online buluşmamızı izleyebilir/dinleyebilir. Unutmayın, üye olduğunuzda tüm geçmiş programa erişebiliyorsunuz.
Fyodor Dostoyevski’den “Yeraltından Notlar” da, bu ay için güçlü bir eşlikçi çünkü Sisifos Söyleni’nde tarif edilen absürd bilincin daha karanlık ve dağınık bir halini burada görüyoruz. Dostoyevski, Camus’den önce, anlam arayışını kaybetmiş ama yine de yaşamaya devam eden bir zihni oldukça çarpıcı bir biçimde ortaya koyar. Yeraltı insanı, hem hayatı ciddiye alır hem de o ciddiyeti sürekli sabote eder; bu da onu kendi içinde bölünmüş bir karaktere dönüştürür. Tam da bu yüzden Dostoyevski, varoluşçu duyarlılığı edebiyatta en güçlü şekilde ifade eden figürlerden biri, hatta ‘babası’ olarak görülür.
Bir söyleşi…
Burada yer alan metin, Albert Camus’nün ölümünden hemen önce verdiği son söyleşilerden biri olarak kabul edilir. İlk kez 1960 İlkbahar-Yaz sayısında Venture dergisinde yayımlanmıştır. Söyleşide yer alan ve İngilizce olarak yöneltilmiş uzun sorular, daha sonra Essais’nin editörü Roger Quilliot tarafından kısaltılarak ve yer yer özetlenerek bugünkü biçimine getirilmiştir. Benim buraya eklediğim bağlantıda ise Türkçe çevirisi yer alıyor. Mutlaka göz atın derim. Okumak için tıklayın!
Videolar…
Aşağıda birkaç Camus belgeseli yer alıyor. Maalesef hiçbirinin Türkçe altyazı seçeneği yok. Fakat Youtube’daki otomatik çeviri seçeneği biraz gelişme kaydetmiştir diye umuyorum.
İlk video, BBC’nin bir belgeselinden on dakikalık kesit. Burada Camus ve Sartre karşılaştırılmalı ele alınıyor. İkinci ve üçüncü videolar ise uzun uzadıya (gerçekten uzun, bir tanesi dört buçuk saat kadar!) Camus ve felsefesini didik didik eden kaynaklar. Ben tamamlayamadım… Ama haberdar olmanızı çok istedim.
Dilara’dan dinleyelim…
Camus’tan hafifçe bahsettiğim ama genel varoluşçu felsefeye giriş niteliğinde olan eski içeriğime göz atabilirsiniz.
Nihilizm ve Varoluşçuluk farkını anlatan yine popüler kısa bir içerik:
Frankofon hocalarımızdan dinleyelim….
Fransız dili ya da felsefesi üzerine uzmanlaşan birkaç hocamızın konuya dair içerikleri:
Son olarak benden bir varoluşçuluk eleştirisi…
Son senelerdeki eleştirel teori ilgilerim ve dijitalleşen dünyada varolma deneyimim, bende varoluşçu felsefeye karşı bir nevi güvensizlik yarattı. Bu durumu ele aldığım içeriğim:
Bir film daha…
Zeki Demirkubuz’un Yazgı adlı filmi, doğrudan Albert Camus’nün Yabancı romanından esinlenmiş. Film, romandaki Meursault karakterinin duygusal kayıtsızlığını ve absürd dünyayla kurduğu ilişkiyi, Türkiye bağlamında Musa karakteri üzerinden yeniden kurar. Dolayısıyla filmi izlemediyseniz, bu ayki programımız kapsamında izlemek keyifli bir kesişme olabilir.
Umarım bu öneriler bir katkı sağlar. Haftaya pazartesi kitabın içeriğini incelediğim bir deneme yazısı ileteceğim. Çarşamba günü Kirazın Tadı adlı film üzerine yapacağımız online buluşmayı unutmayın!
Görüşmek üzere,
Dilara











